Öyküler

21 Aralık 2015 Pazartesi

OHNE TITEL


BAŞLIKSIZ/OHNE TITEL
Bu aralar bloğumu ne kadar ihmal ediyorum. İçimden öykü yazmak gelmiyor. Sorun beden ile zihin karşıtlığı değil artık çünkü. Beden ile söz karşıtlığına oynuyorum ki gördüğünüz üzere Söz de bedendir, bedenselleşmedir. Söz bedense bedenim artık ölü bedendir. Transtayım. Hiç olmadığım kadar transtayım ve çürüyorum. 36 yaş çürümek için makul bir yaş. Kimseye karşı bir sorumluluğum yok çürümek dışında. Sözümü salıyorum. Lazaros (Lazarus) olduğumu iddia etmedim ki! Çünkü uzun sürecek yine de. (Exorcist and the ugly sick child, unentbehrlich langweilig)

Soll ich schon mit meinem urbarbarischen Deutsch etwas schreiben? Darüber hab' ich doch keine Komplexe (Minderwertigkeitskomplex?) weil ich die Möglichkeit habe, mein Deutsch zu verbessern, du Berliner "gay" Buben. Da gibt's ja kein GAY! Kann ich doch nicht sehen! bin ich blind! Was sind diese dreissig vierzig jaehrige Burschen!!! Was spielt euch denn dört!!! (Seid Ihr SA? Wartet Ihr euch auf Röhm-Putsch?) Ich bin wütend, ernst und echt (wirklich) wütend. Doch zornig!!! Na ja, ich kann auch in Österreich kein "GAY" sehen, aber die Österreicher sind nie dört nowadays, since the refugee problem rocks in Austria today, they are obsessively konzentriert auf refugees, as if refugees do not have sex.

Die supramodische und avantgarde Buben der Berlin@Checkpoint Charlie! Und die Polizei ist Polizei geworden. Ja jetzt verstehe ich es. Brave Polizist, "aktiv seit 15 Jahren". Jetzt kann ich mir vorstellen. Der brave Polizist Joseph und sein Bruder Benjamin sind verheiratet @Gibraltar.  Echte Demokratie! Ich würde mir gerne Tschipras ein Kilo faules Fisch schenken. Echte Demokratie des Perikles. Na ja Athens ist langweilig, ich würde gerne im Patras sein. Nein, kein Kavala Danke. Nur Tourist, therefore refugee. Ja aber was hat Griechenland mit Deutschland zu tun? Du solltest diese Frage nicht stellen! Diese Frage ist unstellbar, sagte der passive Polizist, aber es bedeutete nur, dass dieser Polizist nicht existierte. Kein Passiv, sicher. Da gibt's ja kein einziger passive Mann in der ganzen Welt, überhaupt nicht. Ein Maerchen für arme Maedchen. Vielleicht GAY Maenner überleben irgendwo (für mich nicht), aber es gibt sicher kein Passiv except Passive Voice in Ancient Greek. Schwul ist besser, ich mag das Wort 'Schwul' und verwende es oft. Es ist elegant. Wirklich! Ich glaube nicht, dass es pejorativ ist. Es klingt auch schön. Ihr Schwule, wo ihr lebt oder überlebt, hoffe ich, dass es euch gut geht.

Dieser Text ist mit keinen warmen oder heissen Gefühlen geschrieben. Wenn man es interessant findet (kann es ja sein dass es nur ich interessant finde), wird es sich mit einem besseren Deutsch (mit Hilfe von bla bla. Wisst Ihr, ich hab Materielle gehörend zum II. Weltkrieg aus Deutschland in meinem Bibliothek) komponieren lassen. Es ist ein Scheiss schreckliches Text: 35/100 oder 4.5/1. Das weiss ich doch. Aber es ist Spass als Lombardt auf Deutsch etwas schreiben und von Rom des Petrus zu traeumen.

Kıvanç Tanrıyar

18 Aralık 2015 Cuma

Der zweite Weltkrieg und Kraepelin (Hoppla!!!) gercekten zirvaliyorum



Anlamıyorsunuz. (Ihr versteht es nicht.) Çok ciddi. Geri dönmek ve bakmak istiyorum. Sorun sadece Nedamet Mezmurları değil. Nedamet Mezmurlarını her dile çevirebilirsiniz çünkü çoktan çevirmişsinizdir. Anladınız mı? Anlamadınız. Vaktiniz geldiğinde Nedamet Mezmurlarını kendi dilinizde zaten okursunuz, dön babam dönersiniz. Kimse size Nedamet Mezmuru dayatmaz ve herkesin yolu eninde sonunda Nedamet Mezmuru'na düşer. Karıştınız. (ethnologisch gemischt) Zaten karışmıştınız. (ethnologisch schon gemischt) Bunun Hitler ile hiç bir alakası yok. Hatta Goebbels ile bile alakası yok. Goebbels altı çocuğu ve sonrası Seventh Son of a Seventh Son Iron Maiden. Tuhaftır ki gerçekten böyle oldu. (Kreis war auf diese Art und Weise umgedrongen?) Şecere kayıp. Kaç tane sahte şecere doldu peki? Goebbels'i artık rahat bırakın demek isterdim, ama Goebbels garip bir herif! II. Dünya Savaşı'nı yanlış yerde aradınız. "Heil Kraepelin!" demiştiniz oysa. Tabii, bir noktadan sonra bilimsel takılmak gerekiyor. Şimdi göremediğiniz şey hala "Heil Kraepelin!" diyorsunuz, bana işkence ediyorsunuz. Bana sadece Cihat (bir etnolojik zorunluluk olarak) işkence etmedi. Uğradığım işkence kurumsaldır ve II. Dünya Savaşı düzeninin (böyle bir düzen vardı, bazen savaşın düzeni vardır hatta genelde savaşın düzeni vardır) alttan alta varlığını sürdürmesidir. Bir anlamda ya da belli kıstaslar içerisinde II. Dünya Savaşı hiç ama hiç kesintisiz devam etmektedir. çok korkunç bir şeyden bahsetmiyorum. Sıradan, olağan. Alışınca başa çıkabiliyorsunuz.

Kraepelin sizi karıştırdı ve siz kendinize "rein" dediniz ve bu iş "Mein Kampf" kurallarına göre olmadı, olamazdı zaten. Nasıl olsun? Dış aktörler, dış aktörlerin bir kısmının iç aktörlere dönüşmesi, büyük aktörler ve aktrisler! Sonuçta hepinizi Kraepelin Genesis 1:28'e göre karıştırdı. Üzgünüm, hakikat. Kaçış yoktu! Kraepelin'in karıştırma kurallarına uymadığınız ölçüde hasta ilan edildiniz ki toplama kampları kadar korkunç ya da değil, kapatıldınız. Aslında tabii ki karışmadığınız için kapatılmadınız. Karışmama iradesi demek delilik demek psikoz demek, sır paylaşmamak sadece kendi sırlarını üretmek ve yanındakilerin konuştuğu dilden kopmak demek. (Urtorheit) Yani Kraepelin sizi bir yere kapatmak zorundaydı hem de birbirinizle pek de karışmamanız gerekiyordu artık. Bu çok ama çok karanlık bir konudur ki belki geri dönerim. Bir bilinmeyene doğru kapatıldınız. Karışmak istemediğiniz için. Rein kalmak istediğiniz için. bir yandan komik tabii. Rein kalmak istemek her zaman komik bir konudur. İş ne zaman Freud'a kadar uzandı, ben bilmiyorum ama işin o kısmı fecaat. Birinci kuşak psikanaliz Sahte Hz. Yusuf'u (1950's American expression is gay) yarattı, yarattığı ölçüde de inkar ederek biyolojize etti ve doğallaştırdı ("hepimiz biseksüeliz" argümanı). Makalenin adını unuttum,  "Paranoia and Some Neurotic Mechanisms" James Strachey çevirisi. Aslında etnolojik olarak punaluan yeminine denk düşüyor. Görüyorsunuz savaş bu. Zaten işkence çekiyoruz bir biçimde. Bunu aktarırken korku doluyoruz ama savaşı savaş yapan ne yazık ki aktarılmış dehşeti, korkunç demografisi değil. O demografiler, Eski Ahit'le karşılaştırılmadığı müddetçe korkunç şişirilmiş olabilir ve demografi halkı haklardan koparır. O yüzden Eski Ahit'e geri dönmek ve okumadığım bölümleri dikkatle okumak istiyorum. Sürgünler! Sürgünler ve zaman ve zamansal döngüler. İşte savaş: imtina, punaluan yemini ve bu arada dönen zincirleme trafik kazalarının ekonomiye yansıması (butterfly effect). Kelavlardan ve kelavların ekonomiye etkisinden bahsetmedim, bir saygı duruşu. Bu formülümü sevdim. Size böyle yansımamıştı. Oysa "psikolojik savaşı" ne kadar severdiniz! Hem ne kadar sudandı ve kimseye zarar vermiyordu hem ne kadar tutkuluydu! Zarar vermiyordu öyle mi? CANIM, KRAEPELIN SİZİ HALA KARIŞTIRIYOR!!! gittiğiniz her psikiyatr size "Heil Kraepelin!" demek zorunda yoksa psikiyatr olamaz.

Geri dönmek istiyorum. Kavimler Kabalasına geri dönmek kendimi tecrit etmek istiyorum, ama başaramıyorum. Gülmeye ihtiyacım var ama artık gülemiyorum. Freud'a bu iş nasıl intikal etti? Schreber komplosunu bilir misiniz? Bu bir iddia tabii. Fason da olabilir, pek iddia sahibi değilim. Schreber, bıyıklı bir trans kadın değil, sivil bir kadrodur. Mektuplara geri dönersek (Urbriefe des Schrebers). Oysa ben sadece Eski Ahit'e geri dönmek ve zaman aralıklarını hesaplayarak, kavimleri oturtmak istiyorum. Dürüst olun, Anne Frank'tan çok daha eğlenceliyim. Samuel, Krallar, bir iki bir iki... elbette Freud'un Vaka Öykülerinin çoğunu okudum. "Sıçan Adam"ı bilir misiniz? Şimdi ben bir "Sıçan Adam"ım ve herkes iğrenç bir biçimde bana Hanımefendi diyor. Hanımefendi siksin sizi bile diyemiyorum. Bunun savaşla bir ilgisi yok. Tabii İlyada'yı araya sokmak istersiniz şimdi. II. Dünya Savaşı'ndan ve I. Dünya Savaşı'ndan daha az komplolu değildir. Kafam dümene çok basmaz, ama bu kafamın kumpasa ve komploya basmayacağı anlamına gelmez. Anam ne zavallıklar gördüm savaş adına, ne savaş dehaları ne salak replikler attı. Ve ben! Ve ben! Şimdi kendi etnolojim içinde boğulup giderken onlara ne kadar gülebilirim ki!

Abicim yine kafayi mi yediniz; bu ne; ne zaman benimkilere karismis;

getirir [tepsiyi. Ab hierher die texte die in Bracketten sind gehören mir]. Bir Cinayet’te aynı yöntem tersinden izlenir. Bu sefer, bir erkek mektubunda, bir kadını merkeze alarak kadının eşi, eşinin kadını baştan yaratma çabaları ve mektubun anlatıcının kadınla aşkından oluşan girift bir yapıyı aktarır. Yazar, onun kadına bakışıyla, kadını geliştirilecek Doğu, kendini Batı’yla özdeşleştirmesi ya da kendine Batı kültürünü aşılayan aracı rolünü yakıştırmasıyla dalga geçer. “Başka memleketlerde kadınlar kendi haklarını kendileri bilir ve dava edebilirler; bizde ise müsavât-ı hukuku öğretmek iktiza etmektedir.” Bu eleştiri, aldatan anlatıcının aldatılan erkek figürünü karikatürize etmesiyle şiddetlenir. “Uzun müddet taşrada kalmış ve nihayet taşrada ölmüş bir memurun kızı[nı]” [standart "bakire" ya da Kezban ama illa ki bakire, "biyolojik" olarak. Bu nasıl bir hırs yahu!!!] “orada kimsesiz kalmış böyle bir kızın bulunduğunu haber alınca, bir parça da şair oldunuz değil mi? […] Onu kurtarmak ateşi gönlünüzü yaktı.” [Ne gönlü, beynini yaktı. Bu işler beyin koduyla yürür. Son derece rasyonel ve etnolojik meselelerdir bu! Gönlünü şeettiğimin! AŞK YOKTUR YAPISALCILIK VARDIR]




“Binaenaleyh derhal işe başladınız ona din hakkında, insanlık hakkında, medeniyet ve kadınlık hakkında bütün bildiklerinizi bol bol vermeye başladınız. Hatta yazısını işlek hale getirmeye, okumasını düzeltmeye çalıştınız. Yalnız tababetten bahsetmeye cesaret edemediniz çünkü biliyordunuz ki, bu pek güç ve derin bir ilimdir ve hiçbir şey de öğrenemeyecektir.” [Bu arada metin Memed Rauf Bir Zambak Hikayesi, lezbiyenlik hakkında. Zaten garibim lezbiyenler ya orospu olur ya rahibe sizin gözünüzde. Rahibeleri de güzel ve çirkin diye ikiye ayırırsınız. Genetik olarak busunuz siz. Daha gelişkin olmanıza imkan yok. Çok basitsiniz. Etik anlamda söylemiyorum. Oyun rakibi anlamında söyledim ve aslında bu basitlik korkunçtur, bu basitlikle kazanırsınız tüm oyunları. Bana aittir bana artık ait değildir, kenarımda tutayım, sıfırdan yenisine bakayım, bir tane daha satın alayım. Çok zor değildir bu taktikler ve kadın bedeninden her yere ama her yere virüs gibi sıçrar.]



Bu çabaların sonucunda “Mektup yazabiliyor, pek çok roman okuyordu. Siz de efkâr-ı felsefiyyenizi telkinde zannederim hiç imsak etmiyordunuz.” Bilgili, görgülü, nasıl görünmesi gerektiğini bilen kadının bazı çevrelere girmeye, felsefe konusunda anlatıcının kız kardeşinin birikiminden faydalanmaya başladığını öğreniriz. Mektup, anlatıcının aldatılan kocaya bu noktadan sonra eşinizden sizi aldatmasından başka ne bekliyordunuz anlamına gelen bir soru sormasıyla noktalanır. [Hala aldatmak diyorlar yahu! Salak mısınız? bakın bu hatayı Hüseyin Rahmi Gürpınar ve asistanları bile yaptı. Bir kadın 80 yaşındaki bir erkekten hoşlanabilir ve onu iğrenç bulmayabilir ve yine de aldatacak taraf 80'lik ihtiyar adamdır. Bir de aldatmak demek niye sadece cinsel ilişki üzerinden algılanıyor çok sıkıcı. Yani ticaret sadece seks ticareti mi? Benim bulunduğum konumda kimse beni bu minvalde aldatamaz ama beni aldatmayan kalmamıştır, gibi. Böyle formüller mümkündür.]

13 Aralık 2015 Pazar

Bazı hastalıklar

İyi günler okuyucular,
Daha önce de belirttiğim üzere bugün oldukça ağır bir 'yumruk basuru' yedim. Problem değil, daha önce kanlı basurum vardı zaten. Bu konuda doktora gitmemeye devam edeceğim. Göksel Babamız bilir, Rabbim bilir KARA VEBA çıkarırlar adamı durduk yere. (samimiyim) Bu virüs yüzde 90 ihtimalle (benim tahminim) Bulgaristan'dan geliyor ve Bulgar Kralı İrfan ile Bogomil Şakir'in bu konuda hiçbir sorumluluğu ve alakası yoktur (zaten onlar masal kahramanı). Geriye tek isim kalıyor, o da bir kadın ismini hatırlamadığım. Bize sık sık şekerleme hediye yollar ve bin bir teşekkür kızı için filan, annem çok iyilik yapmış da. Ben şekerleme çok sevdiğim için bu şekerlerin hepsini bir bir yerim. Kadıncağız da daha çok yollar. Ben de daha çok yerim. Sevimli bir ticaret, para bile yok. Hediyemsi. Şimdiye kadar bir milim şikayet etmedim. Artık bu noktadan sonra Bulgaristan'dan hiçbir "hediye" almıyorum. Eğer annem bu hediyeleri kabul ederse çok ama çok çirkin bir konumda kalmış olacak. Zira ben bu virüslü şekerlemeleri bir daha asla yemeyeceğim. Çocuk ruhluysak o kadar da değil. Bulgaristan'dan evime her türlü şeker ithalini yasaklardım bir şeyin bir şeyi olsaydım. Ama gücüm yetmez. Bakalım annem ne yapacak?

Fark etmez. Harbiden. Ölüyüm dedim ya kardeşim. Kıvanç Tanrıyar

8 Aralık 2015 Salı

Çocuklar (akrabalar)

Çocuklar (akrabalar) Üzgünüm. İstediğiniz kadar kasabilirsiniz. Soykütüğü belirlendi. Osman Acara'nın soyundan geliyoruz. Acara Gürcüsüyüz (ya da Acaralıyız). Bunu artık cümle alem biliyor. Osman Acara (ya da Acardağlı ya da Acaradze) babamın dedesi olur. Babaannemin adı Nebiye (kadın peygamber). Baba tarafından dedemin adı Nezir (peygamber), Kürt olduğu da rivayet ediliyor Ermeni olduğu da. Erzurumlu. Babamın göbek adı Nurullah (yanlış anlamadıysam bildiğin Şeytan). Bu kadar psikopatlık olur. Kafayı yemiş bir şecere. Amasya iki kuşak önce ikamet merkezleriymiş ki benim her an hiçbir alakam kalmayabilir. Acaralıların Müslüman kolundaydık ya da öyle tahmin ediyorum. Kuvvetli bir tahmin. Babam bildiğim kadarıyla ateisttir. Artık Müslüman olduğunu söylese de artık çok geç. Ben ya heterodoks Hıristiyanım ya da Fransiskenim. Öyleyse vaftizsiz Katolik'im. Ben Katolik Gürcü'yüm. (Kaç kere söylemeye çalışmıştım). Öyleyse soykütüğü artık el değiştiriyor. Evlenmeme ve çocuk yapmama hakkına sahibim. Kimse beni Müslüman yapamaz. İslamofobik değilim. Sadece Cihat'ın ne olduğunu o kadar iyi anladım ki! Reşad Ekrem Koçu'dan anladım. Osman Acara'nın soyu kuruyor mu? Şimdilik öyle görünüyor. Kardeşim yok. Baba tarafından kuzenlerim de şimdilik çocuk istemiyor gibi görünüyor. Kim bilir! Tayyip "ÜÇ ÇOCUK!!'" diye bas bas bağırırken bundan bahsediyordu. Şimdilik Osman Acara'nın soyu kuruyor, çünkü bu soykütüğü artık burada sınırlıdır. Buraya üçüncü dereceden (ve fazlası) akraba giremez (bir ara yansoy ve üstsoy ile TMK üzerinden açıklamaya çalışacağım). Bu sınırlandırmayı yaşantı üzerinden temellendiriyorum. Erkek kuzenime karışmam. Medeni birliktelik içerisinde bulunduğu genç kadın akıllıdır. (Ayrıldık derlerse inanmayacağım. Bu kadar süper işleyen bir tezgaha zor.) Daha fazla cüzdana gerek duyuyorlarsa onların keyfi bilir. Ben karışmam. O yüzden evlilik cüzdanı kuzinim enayi Pınar’a ve Pınar Doğan Dönmez’e kaldı. Merkez Bankası takipte. Gülüyorum. En az bir çocuk! Kimden isterse, "ameliyatsız" trans bir kadın ya da cross-dress bir erkek ya da straight bir erkek. Her an her şey olabilir. Zevcinin umurunda bile olabilir ya da olmayabilir. Kırdıysam özür dilerim. Beynimi sikmeseydiniz. Metabolizmamın içine etmeseydiniz. Bu kadar dübür falı bakmasaydınız. Üzerimden SMS kumarları oynayıp eşzamanlı Nazi öjenisinin dibine batmasaydınız. (oyun oynarken ikisinden birini seçmek zorundasınız, yoksa kaybedersiniz. Hem de çok fena. Adamlar Gürcistan’dan geliyor bunu bilmiyor. Yuh!) Kaldı ki soykütüksel olarak anne tarafından Naziyim, en az I. Dünya Savaşı’ndan beri (oksimoron değil, paradoks da değil, hakikat). Bunu da sonra anlatırım. Peder Allah (ya da Göksel Babamız) biliyor ki bunlar miras diye bana komple Düyun-u Umumiye’yi bırakacaklar yanına da bir çürük elma koyup “EN AZ BİR ÇOCUK!!!” diye bas bas ve şirret şirret bağıracaklar. Yemezler! Düyun-u Umumiye’yi Sorani Satrancı (bir bakıma sıfır toplamlı oyun, negatif toplamlıdan ziyade) üzerinden anlamaya çalışıyorum. Her neyse! Pınar Doğan Dönmez neden Arnavutluk Kraliçesi (prensesi değil, yuh 35 yaşında bu kadın! Demuazel bile değil)? Ve zevci İrfan Doğan Dönmez neden Bulgar Kralı? İrfan Bulgar Kralı, çünkü Bulgar „kökenli“ ve yeğeni de oğlu. Bulgar „kökenli“ bir arkadaşı da Bogomil. Nokta. Ben biraz Bosna biraz Karadağ derken Dubrovnik’te epey güzel bir tatil yaptım. Pınar da kerempeteye gelip İrfan sayesinde (benden sonra neredeyse tıpatıp aynı tatile çıktılar) Pınar Doğan Dönmez oldu ve şahane bir balayı yaptı. Kapkara bir gelinlikle (ve gri bir pasaportla sanırım) Arnavutluk’a sızdı. Böylece, Arnavutluk Kraliçesi oldu. Bugün bu gerçeği Arnavutluk’ta inkar eden bir adama, bir insana rastlayamazsınız. İçin için gülmektedirler. „Arnavutluk’un yeminli bakireleri“ çevirisini her kim yaptıysa utanç içerisinde kıpkırmızı mosmor yanaklar içerisinde kalakalsın. Reşad Ekrem Koçu demedi demeyin. Doğru çeviri: „Arnavutluk’un yeminli bekarları“ Öyleyse ben Hırvat Mert Efe, ben Gürcü Osman, ben Acaralı Katolik Otto. Şeceremin birinci versiyonunu sundum. Nokta.

7 Aralık 2015 Pazartesi

Kein Buch. Keine Hilfe. Nur das Wort. Kein Mensch. Ich bin kein Mensch. Tier oder Untier. Kalt. Urkalt. (Bitte keine Literatur, diese Dinge haben keine Qualitaet, nur das Wort) Kein Eis. Kein Wasser. Stiehl? corpse) Frankenstein, Arzt. Untier. Natürlich keine Frau. Bin ich misogynistisch (da gibt es kein Wort dass "misogynistisch" heisst) Es ist natürlich nicht Sonntag. Am Samstag gab es Menschen. Bin ich Unnatur? Natürlich. Ironie. (Natürlich kommt irgendwie von der Natur) Keine Freunde, weil es kein Mensch gibt. Kein Haß oder Hass. Warum denn? Nur Torheit, wenn es Menschen gaebe. Mensch ist Torheit. Keine Sklaven. Auch bist du kein Sklave, weil du keinem Herren gehörst. Ich bin stark. Stark wie eine Affe und ein Schwein. Endlich weiss ich es. Sie lügen. Diese "Herren" lügen.  Die sind echt Herren und sie suchen nach Sklaven. Keine Traeumerei. Nach einem halben Leben (oder es ist Ende, es ist mir scheiss egal) kann ich es ganz deutlich sehen. Total verliebt! Scheiss! Es ist nur Sklaverei. Es ist mir scheiss egal. Mein Leben gehört mir. Ich hasse sie nicht. Sie leben. Ich lebe. Sind sie Kinder? Manchmal. Aber bin ich kindisch doch (I admit). Es ist urkalt. Ich liebe das Kalt. Ich werde erfrieren. Ich traeume von urkalten Waessern. Von schwarz von (dark) blau. Ich kann nicht mehr sehen, nur fühlen. Fühlen zum Überleben, aber bin ich doch tot. Sie spielen. Ich spiele nicht, weil ich tot bin. Tot wie ein Stein. Ich hasse niemanden. Ich liebe niemanden. Ich lebe aber es ist kein Leben. Kein Schmerz, mindestens seelisch. Sie lügen. Lügen ist Leben, Lügen ist Wort. Aber ich suche ein reines Wort. Gibt es? Als ein Barbar suche ich nach reinem Wort. Wenn es nicht gibt, ist es kein Problem.

WAS IST EUER PROBLEM GNAEDIGE DAMEN UND HERREN?

WAS IST EUER PROBLEM GNAEDIGE DAMEN UND HERREN?

Ich bin nicht nett. Warum denn? Warum soll ich nett sein? Ich war ein Mensch und jetzt bin ich (almost) tot. Ich werde wie ein Tier sterben, leiden, fürchten und sterben. Warum nicht? Es ist ganz realistisch. Ich weiss schon dass mein Deutsch nicht gut ist aber es ist mir scheiss egal. Ich bin barbarisch, wie ein Lombardt. Sollte ich ein Tiroler sein? Na ja! Warum nicht? "Warme Waesser" hatte man gesagt. Und Italien? Na ja! Über diese Dinge kann ich leicht lesen vielleicht auch durchlesen aber schwer komponieren (sagt man ja nicht komponieren, richtig ist es "etwa schreiben") Es ist mir scheiss egal. Aber die Welt ist schön, die Laender, die Staedte, die Natur usw. (Bitte warten sie nicht dass ich ein Hölderlin werde) Wissen sie ich hab' Heinrich Heine gern. Weisst Du, es ist Scherz. Das Leben ist ein Scherz. Die Geschichte ist Scherz wenn du deine eigene Style (Stil???) bla bla... Na ja was ich erlebe ist "acedia" auf Griechisch. Ich schlafe den ganzen Tag und schreibe den halben Tag. Es ist auch schlafen. Natürlich habe ich Schwierigkeiten wenn ich Simmel lese und keine Schwierigkeiten wenn ich Nietzsche lese. Möchtet (grammatikalisch falsch) ihr mich kennen? Warum? Seid ihr krank? Ich hab' keine Probleme mit Krankheiten. Krankheiten sind zum Heilen oder zum Sterben. Egal! Scheiss egal!' Könnt ihr nicht sehen dass ich kein Anti-Christ bin? Seid ihe krank?

Kıvanç Tanrıyar