Öyküler

18 Aralık 2015 Cuma

Abicim yine kafayi mi yediniz; bu ne; ne zaman benimkilere karismis;

getirir [tepsiyi. Ab hierher die texte die in Bracketten sind gehören mir]. Bir Cinayet’te aynı yöntem tersinden izlenir. Bu sefer, bir erkek mektubunda, bir kadını merkeze alarak kadının eşi, eşinin kadını baştan yaratma çabaları ve mektubun anlatıcının kadınla aşkından oluşan girift bir yapıyı aktarır. Yazar, onun kadına bakışıyla, kadını geliştirilecek Doğu, kendini Batı’yla özdeşleştirmesi ya da kendine Batı kültürünü aşılayan aracı rolünü yakıştırmasıyla dalga geçer. “Başka memleketlerde kadınlar kendi haklarını kendileri bilir ve dava edebilirler; bizde ise müsavât-ı hukuku öğretmek iktiza etmektedir.” Bu eleştiri, aldatan anlatıcının aldatılan erkek figürünü karikatürize etmesiyle şiddetlenir. “Uzun müddet taşrada kalmış ve nihayet taşrada ölmüş bir memurun kızı[nı]” [standart "bakire" ya da Kezban ama illa ki bakire, "biyolojik" olarak. Bu nasıl bir hırs yahu!!!] “orada kimsesiz kalmış böyle bir kızın bulunduğunu haber alınca, bir parça da şair oldunuz değil mi? […] Onu kurtarmak ateşi gönlünüzü yaktı.” [Ne gönlü, beynini yaktı. Bu işler beyin koduyla yürür. Son derece rasyonel ve etnolojik meselelerdir bu! Gönlünü şeettiğimin! AŞK YOKTUR YAPISALCILIK VARDIR]




“Binaenaleyh derhal işe başladınız ona din hakkında, insanlık hakkında, medeniyet ve kadınlık hakkında bütün bildiklerinizi bol bol vermeye başladınız. Hatta yazısını işlek hale getirmeye, okumasını düzeltmeye çalıştınız. Yalnız tababetten bahsetmeye cesaret edemediniz çünkü biliyordunuz ki, bu pek güç ve derin bir ilimdir ve hiçbir şey de öğrenemeyecektir.” [Bu arada metin Memed Rauf Bir Zambak Hikayesi, lezbiyenlik hakkında. Zaten garibim lezbiyenler ya orospu olur ya rahibe sizin gözünüzde. Rahibeleri de güzel ve çirkin diye ikiye ayırırsınız. Genetik olarak busunuz siz. Daha gelişkin olmanıza imkan yok. Çok basitsiniz. Etik anlamda söylemiyorum. Oyun rakibi anlamında söyledim ve aslında bu basitlik korkunçtur, bu basitlikle kazanırsınız tüm oyunları. Bana aittir bana artık ait değildir, kenarımda tutayım, sıfırdan yenisine bakayım, bir tane daha satın alayım. Çok zor değildir bu taktikler ve kadın bedeninden her yere ama her yere virüs gibi sıçrar.]



Bu çabaların sonucunda “Mektup yazabiliyor, pek çok roman okuyordu. Siz de efkâr-ı felsefiyyenizi telkinde zannederim hiç imsak etmiyordunuz.” Bilgili, görgülü, nasıl görünmesi gerektiğini bilen kadının bazı çevrelere girmeye, felsefe konusunda anlatıcının kız kardeşinin birikiminden faydalanmaya başladığını öğreniriz. Mektup, anlatıcının aldatılan kocaya bu noktadan sonra eşinizden sizi aldatmasından başka ne bekliyordunuz anlamına gelen bir soru sormasıyla noktalanır. [Hala aldatmak diyorlar yahu! Salak mısınız? bakın bu hatayı Hüseyin Rahmi Gürpınar ve asistanları bile yaptı. Bir kadın 80 yaşındaki bir erkekten hoşlanabilir ve onu iğrenç bulmayabilir ve yine de aldatacak taraf 80'lik ihtiyar adamdır. Bir de aldatmak demek niye sadece cinsel ilişki üzerinden algılanıyor çok sıkıcı. Yani ticaret sadece seks ticareti mi? Benim bulunduğum konumda kimse beni bu minvalde aldatamaz ama beni aldatmayan kalmamıştır, gibi. Böyle formüller mümkündür.]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder