Öyküler

24 Mayıs 2016 Salı

Giriş

Yaa, işte böyle Hamid Han!
Fakat Siz biliyordunuz devrilmeyeceğinizi. '908 Küçük Burjuva İsyanı'ndan hiç hazzetmeyen birinin tuhaf biçimde, oldukça tuhaf bir biçimde sizi devirmeyeceğini biliyordunuz. Ya da hiç de şaşırtıcı olmayan biçimde, zira Katolikler Protestanlardan ve vesaireden pek de hazzetmez. Ortodokslar da onlardan hiç hazzetmez. Biliyordunuz, biliyordunuz da daha tahta çıkmamıştınız.

Çatı

Fakat ümmetçilik için gerekli koşullar ziyadesiyle oluşmuştu. Size de söylenmişti, Sizin başarınız Katolik rakibinize karşı sadece Fener Rum Patrikhanesi'ni değil, Latin Katolik Kilisesi'ni bile tam da onların özgür iradesiyle ikna etmiş olmanızdı. Ağzınızın içine bakıyorlardı, size karşı "kompradorlaşmaya" çalışmıyorlardı Siz Hamid Han, çoğu rakibiniz saklamaya çalışsa da aldığınız çok iyi eğitimle, üstün nezaketinizle, kısacası üstün iç diplomasinizle onları avucunuzun içine alıp birazdan ele alınacak rakibinize karşı sürekli komplo kuran bir makine haline dönüşmelerini sağladınız. Zaten rakibiniz tam bir ahmak hayalperestti. Orta Doğu'da kendi kendine yeten Hıristiyanlık, Yahudi-Hıristiyan modeli Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nda kısa süre içerisinde minik bir terör dalgası estirmiş olsa da tam bir andavallılık olduğu için kısa sürede bu muhalefet dalgasını kendi lehinize çevirip kurumsal yapınızı sağlamlaştırdınız. Hatta rakibinizin aptal, Batı-Doğu, ileri-geri dikotomisi tanımayan "bilimsel" anlayışı sayesinde Batı'ya yüz çevirmesiyle (ki aslında pratikte birazdan bahsedeceğim sebeplerden) Batı'nın kendini hegemon olarak konumladığı  siyasi ve ekonomik üstünlüğünü ülkeniz için bir aracı statüsüne çevirerek tarihin akışını belki de tersine çevirdiniz. Batı, kendi öz varlığını sürdürebilmek için Sizin açınızdan hiç de önem taşımayacak konularda önünüzde el pençe divan durma raddesine geldi. Batı, genel hatlarıyla artık hem yapısal hem üst ideolojik düzlemde aracı olarak kurumsallaşmıştı. Bu sizin istihbarat rejiminizin neredeyse dahiyane denilebilecek, hem yayılımcı hem ince örgütlenmesinin bir sonucudur.

Siz Hamid Han, II. Abdülhamit'in rüyasında bile göremeyeceği üzere, onun ümmetçilik hayalini, ideolojisini gerçekleştirdiniz. İmparatorluk sınırları içerisinde doğan kapalı cemaatlere dayanarak, kendi kendine yeten, arkaistik Yahudi-Hıristiyanlık düşünüşün (asla ideolojiye dönüşmedi) doğması sayesinde kapalı ccemaatlerin kısa süreliğine apaçık ve görünür olması Sizi asla korkutmadı. Tam tersine bu cemaatlerin temelindeki materyalist saikleri ve içlerindeki aşkıncı öğelerin zayıflığını kısa sürede keşfederek onların kendilerini özgürce ifade etmelerine fırsat tanıdınız. Böylece, onların da paradoksal biçimde ümmetin bir parçası olmalarına izin verdiniz. Bunu gerçekten yaptınız, çünkü onların inançlarının etno-tarihsel materyalist temelini keşfetmiş, eğitim adına çoğunluğa sağlanan fırsatları büyük ölçüde tekellerinde bulundurduklarını fark etmiş ve İslam dininin bugün bu topraklarda sağlayamadığı bu tip seçkin bir eğitimden İslami kesimin faydalamasının müthiş sosyo-ekonomik avantajlar sağlayabileceğini keşfetmiştiniz. Kısacası, hiç de eklektik ya da pragmatist olmayan, materyalist bir bakışla... Neyse, Hamid Han'ın başarıları öyle bir günde kaleme alınmaz. Bu başarılar son derece ciddi, hatta çok uzun  sürelere yayılacak reformlar silsilesi içerisinde gelen başarılardır. Aynı maddelerin tekrar tekrar üstünden geçilecek. Tabii Hamid Han'ın bu başarılarının gerisinde o sırada imparatorluğun ciddi bir yozlaşma içerisinde olması yüzünden bir iki hayalperest meczup dışında pek de dişe dokunur rakibi olmaması da bir şans faktörü olmuştur. Hatta Hamid Han, bu tip meczup fikirli şahsiyetleri bastırmak yerine performatif bir muhalefet oluşturmalarına izin vererek "muhalefet istihbarattır" ideolojisini uygulamış, bu sayede kendi eksiklerini kısa sürede başarıya çevirmiştir.

22 Mayıs 2016 Pazar

Hep Deleuze-Guattari felsefesini kaybetmeden hatırlaman gerekir. Yoksa III. Abdülhamit'i Ahmet'in birine kilitler, hiç bitmek bilmeyen bir savaş içerisinde iki kişilik bir çözüm ya da çözümsüzlük aramak zorunda kalırsın. Oysa sorunun cevabı Socius'tur. Niye Ahmet, niye diye sorarken İhvan komplolarını kaçırırsın. Ekonomik yozlaşmanın getirdiği sosyal kalitesizleşmeyi de. Söyleyecek sözünün olduğunu da. Alacak öcünün olduğunu da. Bir noktadan sonra III. Abdülhamit'ten değil. III. Meşrutiyet fantezin yoktur. Abestir.

III. Abdülhamit'le tanıştığımda onun III. Abdülhamit olduğunu bilmiyordum. Zaten o zamanlar III. Abdülhamit de değildi, ama jurnalleşmeye çok müsait epey geniş bir selamlığı ve sanırım çok da iddia ettiği kadar geniş olmayan bir haremliği vardı. Benim de bundan zerre kadar haberim yoktu, çünkü geleceğin padişahıyla diyalog kurduğumun farkında değildim. Salt form kimlikler dünyasında yaşayıp bu kafayla tarih okumaya çalışıyordum. Aslına bakılırsa modern ve laik bir cumhuriyette yaşadığımız için 'kanonize edilmiş' padişahlarımız da yoktur. Tıpkı Bizans imparatorları gibi. Yaşadığınız şehirde eser miktarda 14. Konstantinos vardır. Günün birinde soy kütüğünden I. Constantinus'u çıkarmak için. III. Abdülhamit de böyle bir karakterdir. Modern Başkanlık Sistemi'nde temsil edilen bir karakter. 14., 15., 16. Konstantinosların da temsil edildiği temsili bir sistemde daha fazla temsil edilmesi gereken bir karakter. Ama çok daha falası. Zira III. Abdülhamit modern sistemin ürünüdür, süreklilik çizgisi olan bir geçmişten gelen. Bu durumun Anayasallaşma sürecinde oldukça ciddi çıkmazlar sunduğu açık. Ben hala ben bu işte yokum diyorum. Bunda da ciddi bir kriz göremiyorum.  Daha doğrusu çok ağır bir kriz var, eli kulağında. Fakat sonucu II. Cumhuriyet filan olmaz. Katlanmaya çalışıyorum.

Eski günler sona erdi. Kimsenin melankolik bir insanı anlayacak vakti yok. Zira kendine böyle bir vakit yaratma hatasında bulunduğu an hayatta kalma şansı yok. Modern insanın bir saniye bile "kişisel olan politiktir" düzleminde hatırlama şansı yok ki bu bir hatırlama değil zaten. Arkadaşlık kavramının yok olduğu ya da en azından çok kolay form değiştirdiği acımasız bir dünyada böyle an kalıntıları sadece bir yanılsama. Doğru olan Socius. Hayat etnoloji, sosyoloji, ekonomi, makroekonomi ve sınıf bilinci olmaksızın anlaşılabilecek bir şey değil. Psikoloji kriminolojiyle ilişki içinde olmadığı müddetçe hayatı açıklamıyor, yalanlıyor.

Peki o zaman III. Abdülhamit diye bir insan var mı? Varsa Cumhuriyet tehdit altında mı? Birinci sorunun cevabı kesin bir evet. Bu zorunlu sonuç olarak jurnal doğuran haremlik-selamlık sistemi bir daha öyle kolay kolay tekerrür etmez. III. Abdülhamit, böylece II. Abdülhamit'in suretidir. Bazen de 18. Konstatinos I. Constantinus'un suretidir. Bu işler böyledir. Kurt Cobain'in Nirvana'nın solisti olmasını eleştiremezsiniz. Dinleyicisi vardır çünkü. Bu durumda Cumhuriyet ne alemlerde ben de hakikaten bilmiyorum,  Cumhuriyet sistemini (bir de gecenin çok geç bir saati olduğu için) tam irdeleyemiyorum. Roma ile de bağlantı kurmak istemiyorum. Artık bir daha çıkmamak üzere 21. yüzyıla sabitlenmek istiyorum.

İşte böyle bir zaman ve mekanda tanımıştım III. Abdülhamit'i. Sanmam ki melankoli geçiriyor olsun. Zaten çok zaman oldu. Artık tek yaptığım II. Abdülhamit'in portrelerine bakıp 19. yüzyıl sonunun 21. yüzyıl başında bir anlığına şöyle bir tekerrür etmeye bırakıp Hamit Bey'in suretini unutmak. Geriye unutmak dışında yol kalmıyor ki rakiplerim bu konuda bana çok yardımcı oluyor. En son kaldığımız noktada o bile -o pratik kumar ve pragmatik ticaret dehası bile- oldukça saf biçimde soruyordu: "Benim dışımda herkesle el sıkıştın. Bunu asla unutmayacağım." Zaten olay oydu. Sana karşı sıkışmam gerektiğini düşündüğüm her elle el sıkıştım (Hayır. Her elle el sıkışmadım.) Bir de II. "Meşrutiyet" karşıtı olduğum için, Halide Edip Adıvar çizgisini benimsemediğim için mi hayatım kararacak? Bilmiyorum. 1908 İsyanı karşıtıyım, çünkü II. Abdülhamit basit çıkarlardan çok daha ağır bir şey yitirmişti. Bu halk bunu da yapmıştı. Bu halk bu kötülüğü de gün gelip yaptı. Hatta bu halk gün geldi kendine dahi bu kötülüğü yaptı. Bu halk gün geldi büyük alkışlarla bu kadar ağır bir insan ticaretini böğüre böğüre savundu. Sadece minimum emekle voleyi vurmanın yolunu bulmuş olduğu için. Birileri bir yerlere istemeye  istemeye satıldı. Hiç beklenmeyecek kişiler, belki de en beklenilen kişiler. Benim II. Abdülhamit'e bağlılığım biraz da bundandır. "Demokrasi" geliyor adı altında ağır bir bedel ödemiştir II. Abdülhamit, şişe şişe domuza benzemiş küçük burjuva takımına rağmen kendi görece sade hayatını korumaya çalışırken ağzından salyalar akan ve utanmadan halk adına konuşan emekçi sınıfı öncesi sermayedara karşı direnmiş bir adamdır. Padişahtan önce hakiki insandır. Tam da bu yüzden III. Abdülhamit'le bir noktadan sonra hiçbir alakası yoktur. Ve benim şu hayattaki en büyük bahtsızlıklarımdan biri II. Abdülhamit oldu. Bir noktadan sonra ömrümü Demokles'in Kılıcı gibi takip etti. Çok kolay ırkçılaşabilecekken, etnik milliyetçiliğimi kolayca çiğ dikotomiler üzerinden kurabilecekken daha farklı düşünebilmemi sağlamıştır. Fakat bütün hayatımdan da götürmüştür.

Kendi savaşım her neyse sonuna kadar vereceğim. Bu satırlar neyi getirdi?  III. Abdülhamit'i devirmeye çalışmadan kendi dünyanda istediğin adımları atamaz mısın? Bu Anayasa'nın çıkarılmasının tek sebebi var, bir şahsın uğradığı zulmü Prenses Şişilyana simültane çevirmen aptal kültür perimiz masallarıyla örtbas etmek. Belki bu riya Anayasa (bütün Anayasalar bir riya ve dolandırıcılık girişimidir) sürecine gücüm yetmeyecek. Belki de genel olarak gücüm kalmadı artık. Nouveau Riche takımı kendi kandilinde, miracında ne döndürüyorsa döndürse de kedilerinden olmayana yaşam hakkı tanısa bu Cihatçılığa ters düşerdi. İşte III. Abdülhamit'in sorunu buydu. Bir noktadan sonra zorunlu olarak. Galiba gücüm gerçekten çok azalıyor. Artık zaten rafa kaldırmış olduğum III. Abdülhamit'in suretini tamamen unutup yoluma devam etmek istiyorum. III. Abdülhamit, sana bir bardak soğuk su ısmarladım. Yeni adını sevdin mi?

"İyi de sen kölesin!" "Köle olmam cariye ya da odalık olduğumu göstermez. Tebaa gibiyim." "İyi de sen vergisin. Kimse sana fikrini sormuyor." "Başından beri savaştığım da bu. Cihatçılık insan haklarına aykırıdır." "Hangi insan haklarından söz ediyorsun?" "Kapitalist sistem Cihatçılığa ivme kazandırır. Hem de finans sektörü çok hızlı ilerliyorsa." Çok naif sorular sordum. Bildiğim bir şey var ben III. Abdülhamit'i deviremem zaten. Gücüm yetmez. Kimse desteklemez. Bu koşullar altında III. Abdülhamit'i devirme planıyla gelmek halktan kendi penisini kökünden kesmesini istemekle eşdeğerdir. Halk da bunu yapmaz. Bilmiyorum, geç oldu. Yapmak istediğim şeyler var. Bunun karşılığı da III. "Meşrutiyet" değil. Zaten 21. yüzyılda III. "Meşrutiyeti" eline III. Abdülhamit'in jurnalleri pişkin pişkin servis ediyor. Geç oldu. Tabii tependeki padişahı düşünmeden zaman geçirmek zor. Adı üstünde padişah. Tebaa olarak kendisini olduğu yere koyduktan sonra.. Hep "adımı söyle" diyip dururdu son zamanlarda. Ben de bin küsur adı olduğu için küfrederdim. Sebebi buymuş. İnsan üniversite "arkadaş"ına padişah demekte zorlanıyor tabii. Algılayana kadar bin tane algı operasyonu yiyeceksin. Zaman azalıyor artık. Atatürk çok büyük ihtimalle intihar etmişti. Fotoğraflar pek tersini söylemiyor. Kendisine (Abdülhamid Han'a) Osmanlıca bin ton saygı formu bulup öyle hitap etmek isterim. Gece geç, aklıma gelmiyor. Sizli konuşmak lazım. Bir de bu padişahlık işi kasacak bir şey değil. Fizikçi bir arkadaşım var, o da muhtemelen padişah bir yerden baksak. O yüzden bir şey tehdit altında değil TMK dışında. Götümün dibi Evlendirme Dairesi, götümle gülüyorum. Abi odalık ya, laf tutmuyor. Cariye de tutmuyor. Zoraki sivil birliktelik dışında bir şey tutmuyor. Bu belayı daha fazla düşünmek istemiyorum. Neyse geç oldu. Galiba II. Abdülhamit benim. II. Abdülhamit III. Abdülhamit'e karşı.

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Kötü yazma ve kötü yazdığını dışavurma hakkı


Şimdi bir,
Kimse seni bu memleketten çıkarmıyor. Kalakaldın. Herkes senden o kadar nefret ediyor ki! Çıkışın filan yok. Unut bunları. Bak ne güzel, bir Latin Yahudi olarak sen de götünün dibine düşerken başardın! İstemesen de tutundun! Enrico Dandolo Junior'ın başarısı!

Tutundum ya! Galata Kulesi'ne tutundum!

Dua et Pisa'ya tutunmadın!

Yok yahu! Pisa bulsa keşke bizi!

Abi hala anlamıyorum, çok ağır bir savaşın ortasında mıyız yoksa rutinde miyiz?

Savaşsız gün yok, sen şimdiye kadar ayakta uyumuşsun. Artık geç! Geberene kadar savaştasın.

Şaka maka kaç cephe açtık, bunun faturası acı biner. Abi hukuken bin yıllık savaştayım yazdım.

E, doğru yazmışsın. Sen Savaştay'sın zaten.

Yapma be abi! Ne zaman rutine dönüyoruz be abim be? Taş olduk abim be!

Ne demiş  analarımız teyzelerimiz abalarımız işlerine gelince "Choose!!!" "The right one!" "You are the chosen one!"

Amına çakayım öyle ablanın!!!! Galata Kulesini kökleyip de çakayım amına öyle hamam karılarının.

AAA, deme öyle çok ayıp!

Ulan bu balçık amlı karılar savaş çıkarıyor, bizim üstümüze kalıyor.

İyi de, sabah akşam harita karışlayan sensin.

Serez Humması be abicim be, acı be! Paranoyalardayım.

13 Mayıs 2016 Cuma

gelenler de giderler...

Sahi ya...
IV. Haçlı Seferi bizim hesabımıza neden rezaletti? Neden tutunamadık buralarda?

Cevap basit. Rumların tutunduğu yerde senin işi ne? Bir de Selçuk Sünnisi gelmiş kendini Pers diye kakalamış vatandaşlık almış, senin işi zordu be gülüm be! Rum Sünnilerinin ortasında senin işin zordu. Ulan Persli Rum Sünnisi ne be! Şii'de kalamamışlar bir! Şiiler yazık, buraya gelince Sünni oluyorlar öyle mi? Bir de dedelerine "sarıklı keh keh" diyip parsayı topluyorlar! Biz beceremedik gülüm be! Biz kötü kalpli Latinler olarak hiçbir zaman Sünni Rum olamadık bu diyarlarda. Eh, bizim kadar Yeruşalim Patrikhanesine salça olan yoktur. Bunu da bilir tüm Rumlar kendi hesabına, Konstantinopolis Patrikhanesini korurlar.

Abi, ben bu sırların feriştahını biliyorum. Anlatma bana! Sahi bir neden tutunamadık bu memlekette! Onu söyle sen bana!

Çünkü bu memleket aslında senin memleketin değildi, hiçbir zaman da olmadı. Başaramadığını görünce iğreti vatandaşlığını elinden alacaklar dedenden kalma. Bir iğreti dildir unutacağın. Onu da Sünni Rumları tersten taklit ederek yap! Selçuk Sultanların tam tersine... İğreti dilini unut.

Unuturum be abicim be! Agrippina Germanica'dan kurtulsam neler yapacağım!

Moabit Agrippina'ya sığınma! Her zaman bir yol vardır. Her kuş uçar, ona ait olmayan diyardan.

Rönesans çok sekülermiş abi be!

Ne bekliyordun?

Matrak olmasını.

Matrak değil mi?

Valla, matrak. Rönesans demek nümizmatik demek. Biz nümizmatiğe yenildik işte, nümizmatikle.

Yenilgi, dedenin yenilgisi.

Umurunda değildir. Benim de kalbim hafif artık. Çok uğraştım, tüm yollar kapalı.

Ochi. Buralarda sana tüm yollar kapalı. Anadolu artı Beylikdüzü. Bir zahmet sana kapalı olsun. Eskiden klas yerlerdi buraları. Şimdi sadece balçık. Gerek yok, vakit kaybetmeye. Bakarsın bir Aya Sofya bir Sümela rezilliğin dibine batırılmış. Bu memleketin, bana iğreti memleketin gidişatı bellidir. Ne senin onlara ne onların sana hayrı var! Bırak İğreti Gelinciklerine kan diksinler iki miligram. Sen buna eder bir iğreti dil, bir iğreti memleket eder dersin. Bu ucuzluğa da hiç bozulmadım ya neyse! Arivederrchi!
Bitmez. Sirke kadar sert. Vatansızlık -sirke kadar sert. Ödünç hayatlara mahkum bırakılmak, dilsizleştirilmek. Dilin olmayan bir dilde 36 yıl konuşmaya mahkum edilmek. Oysa bu dil senin değil, hiç olmadı ki! Bu toprak senin değilse bu dil senin nasıl olabilir? Uzlaşabileceğin anda bile uzlaşamaz hale gelmişsen... Sen uzlaşmak istemiyorsun ki! Sen sadece ne olmadığını, ne olmayacağını hatırlatmak istiyorsun. Tam uzlaşacaksın, tam uzlaşacaksın... Bitmez, sirke kadar sert. Ananı babanı azletmişsin, yüreğin pır pır etmemiş. Balçık çöllerde kalakalmışsın. Türkiye Beylikdüzüdür. Nokta. Başka Türkiye yok. Türkçe senin ağzına iğreti, sana tenezzül edip verdikleri bir vatandaşlık dili. İyi düşündün mü, ana dilin değil. Üç dört dil karıştır, ana dilsizleşmeye başlıyor. Sürgün dilleri ana dilsizleştirir, iyi düşündüğünde. Bakıyorum da kendi evim diyemiyorum bu dilsizlikte. Özlem ana vatanıma! Beylikdüzü'nü neden hatırlayayım ki? Sirke kadar sert bir his. Sivri. Hapsedildiğim şu balçığa her gün hapsedildikçe daha da soğuyacağım, ana vatanımı özlerken beni hapsettikleri şu balçık diyarlarda ben her gün insanlığı kalmış herhangi bir insan gibi ana vatanımı özleyeceğim!!! Ana vatanım da olmasa, matrak olurdu! Uzayda yaşardım. Yaşamadım mı?

11 Mayıs 2016 Çarşamba


Hatıralar Gün Gelir

-Tuna bizim mi baba?

[...]

-Hayır oğlum...

Osmanlı Dağılırken Ağlayan Hikayeler: Balkan Savaşı Hikayeleri, Dr. Nesime Ceyhan, (Selis Kitaplar: İstanbul). s. 30

-Tuna Sufi imiş...
-Ben de Sofist'im evladım. Hayat koşulları.
-Neden baba? Neden Sofist'sin?
-.... Gün gelir anlatırım evladım. Savaş zamanları.
-Savaş nasıl belimizi büktü baba.
-Oğlum, direneceksin. Direnmeyi öğreneceksin.

10 Mayıs 2016 Salı

IVth Crusade Sketch

No. I cannot sleep. I am thinking about...

All of the problem was due to Isaac Komnenos and Angelos (Aggelus) Komnenos (Comnenus) versus I. Manuel Komnenos. Yes. It was. Exactly. At the turn of 1200, it was all about spoilt I. Manuel Komnenos, of whom Enrico Dandolo had heard some rumours. No. I have nothing to do with him, I am not responsible. I am II. Manuel Palaiologos. I am writing letters to Sardis. I was a page of Baalbek B'aye'z'id. B'I'Z'id (US-Zeid) did not want to make a change in urban planning nominally, but Malax-guird is Malax-guird.

No, this is some sketch. It was all about I. Manuel Komnenos, WHO was not Isaac Angelos Aggelus Komnenos Comnenus. But it was too late. Latins were re-appearing thanks to Jews. They were coming home, they were returning. Enrico Dandolo? Heard about Eirene Komnena (the "pink cheeked"), the typika of Ke'khari't'o'men'e (De Jouissandi). He was chasing for a voluminous book invisible, without ever knowing. Books are confiscated monasteries without substructures, sometimes.

Since Staphan Doushan cannot arrive to Konstantinopolis (Constantinopolis) at that time, he waits around Athos, and becomes a protector of architects within the monastery, but being a benevolent man secretly. And Isaac Angelos Aggelus Komnenos Comnenus is real. Worse than I. Manuel Komnenos maybe. Why people (demoi/populi) call a patriotistic arrival a war, whoever knows. But one thing is sure, at the end you will not become a Lombard, because it is too late. Too late for I. Manuel Komnenos Comnenus -circumcised or not- a Roman citizen twice, and too late for Isaac the son of Abraam WHO is the grandfather of Isaac, which means Abraam is both a father and a grandfather to Isaac. Filioque once more. Filioque at the beginning of the 13th century fesch once more, right after the 5th century Anno Domini.

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Öyle Derler

Hep öyle derler... Savaşın sonunda, tüm emeklerinin heba olduğunu düşündüğün o anda yanında bir figür belirecek "Ben melek değilim. Değildim. Ben şeytan da değilim." Sen de dönüp bakacaksın ve diyeceksin ki "Bu tüm emeklerimin boşa gitmiş olduğu gerçeğini değiştirmiyor." Ama için için göreceksin ki artık fark etmiyor. Derin unutuşun kan nehrine kendini bırakmanın vakti gelmiştir artık. Unutmanın. Unutmanın ve unutmanın.
A Letter to a certain Cousin I

High!
Cousin you see, always the same repetitive cycles. You thought that you were in Adrianopolis, and found out that you are in Nicomedea, and got bored making a plan towards Nicaea. And guess what! Two of your cousins were already there! There was a strange rumour going on. They said there will be an inauguration ceremony. You thought that it seemed not possible, but not blundered out.

So you three cousins came together making a productive plan, hopefully sustainable. You, Constans, Constantius and Constantinus. All of you told the Volk that you are Arians, grandchildren of a certain Arius, which in fact was hiding some truth in it, but in time they interpreted your story about Arius differently, according to their custom and sacrifice Arius in their own way. Then, within a week you mixed mit dem Volk cum populi Nicaeae (Νικαία) and see that something was not going well. Then you identify yourself as Semi-Arians, which was hiding some truth in itself. But curiously enough your mother and your maternal aunt and your maternal aunt of second degree being your nanny and grandmother to the third degree would not had appeared in the inauguration ceremony which you already rated as not possible, but all of your calculations depended upon this ceremony somehow. You as three cousins, Arians and semi-Arians were in real trouble. Das Volk Nicaeae sensed something in relation with Ehre. This kind of weird Ehre had not directly to do with soil and Money. You three cousins could not get rid of it. These strange people were demanding strange things, rituals with which you three cousins Constans, Constantius and  Constantinus were not familiar. Your mother, your maternal aunt, your maternal auntt to the second degree, your nanny being at the same time your grandmother to the third degree were absent.

All of these were happening before Imperator Iulians' stately arrival. Iulian whose cousins also hiess Constans and Constantius, Iulian WHO was schlachted apud Persians, WHO did not make any atavisms toward Parthians, WHO had built a solid mercantile relation with Sparthans, a Volk which ahad alreadydisappeared at that time.

See cousin! All we are waiting for the mittöstlichen miraculous splendiferous beauty Iulian at the Milvian Bridge. Some rumour was going on, some people fell in Träumereien. And some rumour was going on, heftig confessional it was becoming. It was the time ante episcopatum Macedonius, WHO may have descend from the geneology of people having attended Lyceum in ancient times. It was the time ante Munizipalität Constantinopoli Macedonii, WHO was a Semi-Aryan as well. I have wonderful editions of craftsmenship Imperatori Iulian, wonderful miraculous splendiferous Litterante and author. Both Classic Greek and aristocratic English, a lot of letters and satyres. I also have wonderful keyboards, which can imitate these stories. My father has his own house and some Money. and I am happy. Sometimes. You? Are you Ugor? Are you in Finland? It is a very sad story between Ural and Altay. These boys are innocent, as far as I am informed. Indeed they have nothing to do with Arians and semi-Aryans, how can it be? So, this letter took to long I hope I will find a way to write shorter letters. By the way, this is geniouie Hurenarbeit mit wessen hab' ich überhaupt keine Probleme. Immer Constans, Constantius, Constantinus.

Alles Ehemalige,
comes Michael Constantius