Öyküler

30 Haziran 2016 Perşembe

günlük

Lanet olası bir hayat. Çirkin, gudubet bir hayat. Yine de intihar etmeyi beceremiyorum, hatta bence Che Guevera son poz. Gelecekler, Weltschmerz'i yükleyecekler, benim o son panik halimin fotoğrafını çekip gidecekler. Gerçi o adam benden genç ölmüştür. Her neyse, şu an esir alınmayı bekliyorum. Sosyal statüm yok. Herhangi bir sosyal statüm yok artık. Konum anlamında. Tipin biri gelecek ömrünün sonuna kadar şunları yapmaya mahkumsun diyecek, boynuma bir tasma atıp çeke çeke götürecek. Bekliyorum.

Hayırlı bir bekleyiş değil elbette. Çok şey yapabilirdim. Bu dünyanın daha güzel bir yer olması için çok şeyimi verebilirdim, ama dünya benden tek şey istedi: çirkin olmamı. Bir kolektif şeklinde çirkin olmamı, cahil olmamı istedi. Orospuluktan bahsetmiyorum. Orospu olmayanımız kalmadı. Gerçi belli açılardan bakıldığında cahil olduğum rahatlıkla söylenebilir. Bilgi de güç ilişkisidir, güçle ilişkin zayıflayınca bilgiden de koparsın. Kim olursan ol, neyin eğitimini almış olursan ol. Bilgi mutlak değildir. Esnek, hareket eden bir şeydir. Likittir bilgi. Bu çirkinliğin kazanmasını istemiyorum. Bu kof şamatanın biraz dönüp kendine bakabilmesini. Bunlar hayal kırıklığına uğramış, sonunu bekleyen bir insanın cümleleri. Ümidi kalmamış bir dünyayı anlatıyor. Ben verebileceğimi vermeye çalıştım. Fazla seçeneğim de yoktu. Bir zorbanın tecavüzünü bekleyip onu bir sonraki kuşağa mükemmel bir aşk masalı diye yutturmam gerekiyordu. Oysa ben sevgi ilişkisi bekledim. Sonuç aşk oldu. Aşktan nefret ederim. Huzuruna düşkün insanlar aşkı sevmez. Aşk boktan bir şey. Nereye yöneldiği de belli değil. Dünya maskaralığı.

İnsan konusunda yanlış seçim yaptığımı düşünmüyorum. Kim olsa aynı sonuç verecekti. Üç aşağı beş yukarı. Aynı direnç noktaları tetiklenecekti. Aslında orospuluğu değil, genel ahlak orospuluğunu reddettiğime inanıyorum. Orospuluk başarıya ulaştığı an genel ahlaka dönüşen bir şey. Varlığını da bu sayede sürdürüyor. O yüzden başından bu yana fazla direndim. İstemediğim adama Güleryüz göstermeyeyim dedim. Bilmiyorum. Bu memleket beni satsın kurtulsun yoluna devam etsin diyemem. Günahım bini aştı, yüzde yetmişi iftira. Bilmiyorum. Bana herkes her şeyi biliyormuş, beni de boşu boşuna burada maymun diye oynatmış gibi geliyor. Ümitsizlik kötü bir şey. Bir de bütün masallarımı kaybettim artık. Bana öyle geliyor. Savaşın mantığına ters düştükçe daha çok savaş çıkardım. Keşke annem babam bana başka bir masal anlatsaymış. Dünyada sevginin olmadığını baştan söyleseymiş. İnsanların köpeklerle çiftleştirilmek üzere yetiştirildiği deney hayvanları olduklarından bahsetselermiş. Daha doğru bir masal.  Ben bu yalan dünyada yolun yarısına kadar yaşadım. Şimdi de kaybedecek bir şeyim yok aslında. Huzurumu zaten bir daha kazanmamak üzere kaybettim. Yerine konabilecek hiçbir şey de yok. Ceza hukukunun en ağır formlarını tüketirken bunlar ne yahu dememiştim. Şimdi bunlar beni bekliyor. Bunun kadını, erkeği yok. Sadece genel ahlak orospuluğunu meşrulaştırmak için bulunmuş bir şey kadın-erkek eşitsizliği. Sınıf öncesi sınıfın zulmü bunu aşıyor. Orospuluk emekle değil, himayecilikle başlar. Hamini kabul edersin ve orospusu olursun. Hamisiz orospuluk olmaz. Benim sorunum da buydu. Anlamamakta direttim. Bizimkiler de anlatmakta geç kalmıştı. Şimdi bekliyorum. O gaddar hamiyi bekliyorum. Sanki aylarca gaddar bir hamim olmamış gibi. Ceza hukukuna dair oldukça korkunç materyaller gördüm. Gerçek değillermiş gibi yapmıştım. Kendimi de inandırmıştım. Bulemi örnekleri vardı, birçok aygıt. Kimse akıl edemedi. Saftılar çok. Bunların hiçbirini bilmediğimi varsaydılar. Şimdi kazanan yok, kaybeden yok. Kazandığım tek şey hayatımın yarısına kadar huzur dolu bir ömrüm olması. Zaten kaybedeli aylar oluyor.  Huzursuz huzursuz bekliyorum. Tek farkı çok ünlüyüm. Bu kadar ünlü bir insanı aleni olarak nasıl böyle yargılarlar bilmiyorum. Son arkadaşını, arkadaşınmış gibi kendini inatla kandırdığın arkadaşını kaybettin. Zaten hiçbir zaman kazanmamıştın. Güzel yalan söylerdi ama çok. Tatlı tatlı yalan söylerdi. Neyse, artık bütün yalanlar kuruyor.

Onca verdiğin savaş boşunaymış deseler hayal kırıklığına uğrar mıydım? Bilmiyorum. Şu an kendimi sonuma hazırlamaya çalışıyorum. Kime satarlarsa satsınlar diyemeyeceğim. Belki bu yüzden beni en istemediğim yere de satabilirler. Belki o bile kötü fikir değildir. Kaçış planı yerine doğrudan esir alınma planı. Plan da değil, bekleyiş. Genel ahlak sıçan yine de yetinmeyip bayağılığı avangard satan bir kepazeliğe yeğdir. Hazırlamaya çalışıyorum. Kolay değil. Her şeye rağmen güzel bir hayat yaşadım. Kuğunun son türküsünü de söyledim. Bir şey gösterebildim mi? Hayır. Fakat bunun bir önemi yok. Önemli olan bu şekilde yaşayabilmiş olmak. Unutacak olsam da. Bir süre bu fakir edebiyatıyla avunurum artık.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder