Öyküler

18 Haziran 2016 Cumartesi

Ptah

Ptah'ı tanıdığımda henüz Ptah değildi. Sadece ortaokulda doğru kitapları okuyan çocuktu. Ben de ilkokulda çok kitap okuyan çocuktum. Annem beni sosyalci olarak yetiştirmişti, onun annesi onu fenci olarak yetiştirmişti. Çok iyi kalpli, çok tatlı bir annesi vardı. İkimizi de çok severdi. Kızının matematiğinin çok iyi olmasıyla övünürdü. Bir de çok gülerdik. Fazlasıyla saatlerce herkesi çok acımasızca çekiştirir yerin dibine vurur uyku nedir bilmezdik. O yüzden bugün gelinen nokta doğal. Aslında ne artı ne eksi. Sıfır toplamlı oyun. Alfabe şoku yaşadığım doğru, ama uzatmayacağım. Ayrıca güzel de bir şey! Çok güzel bir şey! Grek alfabesinin 10. yüzyıldaki serüvenini filan düşünüyor insan.

Alfabe demişken, kendisi Anna Komnena olabilir mi? Evet. Ioannis Komnenos olabilir mi? Evet. I. Manuel Komnenos ya da II. Manuel Palaiologos olabilir mi? Evet. Zira o Ptah. Karanlık bir güç, ama sıfır toplamlı. (...) Kim öyle ki? Kim neden öyle olsun ki? Kimin gücü kime yeterse! Gaddar bir dünya. Fakat matematikle ve tarihle daha güzel. Karakterler sadece kelimeye ya da kavrama dönüştüğünde bu özel isimlerin hepsi olabilir. Mantıksal çıkarımlarla hangisi olup olmayacağına kendi karar verecektir. Zaten özdeşleşmeden ziyade "Birey yoktur. Yapı vardır." felsefesini benimsemeyi tercih edebilir. Ptah. Ptah ben değilim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder