Öyküler

25 Haziran 2016 Cumartesi

Schreber'e (kamu)

Filoloji kadroları yavaş yavaş oturuyor: 1) Turancılar, 2) Ümmetçiler (Samiciler), 3) Sapkın Güneş-Dil modeli. Bilindiği üzere Ural-Altay modeli ya çok ciddi hasar gördü ya da bu döngüde ortadan kalktı. Bir kısım bu bilgiyi örtbas etmeye çalışacak ve çalışmalarını bu minvalde sürdürecek. Bir kısım bu gizli bilgiyi açığa çıkaracak. Sapkınlar da kendi dil anlayışlarını Turancılarla Ümmetçilerin üstüne koymaya ve geçerliliğini ispatlamaya çalışacak. Bu minvalde Harezm Türkçesi nereye oturur ben bilmem. Ben hiç Türkoloji okumadım. Oğuzlar hakkında da çok az şey biliyorum. Bence de Hunlar Türk değil. Avar Hunları da Türk değil. Belki Roma vatandaşı, ama elimdeki bilgilere göre o zamanlar Türkler kesin yok. Latince bilen Avarlar da Türk değil. Sadece barbarlar ve uzun zamandır barbar adamlar. Lombardlardan önce varlardı. Bu kadar biliyoruz Avarlar hakkında.

Sonuçta sonunda edebiyat. Usturuplu edebiyat. Usturubuna vakıf olmak lazım. Çok ama çok edebiyatçı yetiştirdi bu memleket, ama fark edemedik. Edebiyattan, özellikle şiirden anlamadan filoloji yapmak imkansız. Tarihsel altyapı da gerekiyor keza. Tarihsel bir arka plan çizmeden filoloji yapmak imkansız. Tarih diyince Kavimler Göçü. Sosyolojik bir yapı ne zaman kavim olur? Kavim, aşiret ya da boydan farkı nedir? Bu soruların hepsi etnoloji. Barbarlar ve kavimler. Bu sorular hiç de yeni sorular değil. Sadece farklı uygulamalar yeni tanışıyor. Milyonlarca halk bazen de millet isimleri arasında bazı isimler sivriliyor, bazıları da bol bol siliniyor ama kitlelerce varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Alanlar gibi mesela. Oysa bir tuhaf isim. Alanyalılar gibi. Bir de alanlar verenler gibi. Böyle milyonlarca isim arasında kayboluyor insan. Bazı isimler bozguna uğramıyor ama. Dahası sürekliler de. Türk kelimesi benim kafamdaki modele göre 'tourkikos' kelimesinden türüyor. Bu kelime 11. yüzyıl sonundan-ortasından (?) itibaren dolaşıma giriyor. Benim kafamdaki modele göre. O yüzden, Alanların akrabası olan Avarlar Türk değil. Kavimler Göçü'nde bu kadar çok Cermenlerden bahsedip Avarları geri plana itmiş olmak enteresan. Avarlar Macar olabilir. Mümkündür. Dilsel olarak mümkünmüş gibi görünüyor. Dürüst olmak gerekirse Macarca Türkçe arasında hiçbir süreklilik göremiyorum. Şahsi fikrim.

Bir de kuş dilleri teorisi var. Bu teori yeni bir şey ve akademik olarak tartışılmamış(tır). Bazı dillerin başka dillerin kuş dili olması (karma olarak) gibi. Karmaşık bir model, aslında yeni de değil. Son ek modeli. Bazı dillerin son ekleri bazı dillerin ön ekleridir.  Değişik bir kafası var. Birkaç dili alıyorsun yumurta gibi çırpıyorsun. Sözlü olarak bu dille karşılaşmadıysan sıfırdan bir dil gibi geliyor sana. Her neyse! Zaten benim filoloji formasyonum yok. Hobi olarak takılıyorum. Şiir yazabileceğimi belki de bol bol yazmış olduğumu fark edince filolojiyi arka planda tutarım (bu alanda makale yazmaya kalkmak gibi bir manyaklığa girişmem) TDK'yı da bir takibe alırım. Zaten kurumsallık çok önemli. Şu an TDK çok feci vaziyette. Yenisi kurulamaz gibi bir durum olursa yeni ve daha sağlıklı, en azından devlet mekanizmasının içinde bir noktaya kadar kalmış kurumlar desteklenebilir. TDK biraz münasip bir tarafını toplasın diye. Neyse! Vakit bol. Hayat da yaşanmış edebiyat.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder