Öyküler

30 Haziran 2016 Perşembe

Schreber'e

Gidenin kaçanın ne olduğunu biliyorsun. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı sınırları içerisinde bu yolla baba olma hakkının ve soy kütüğümün tamamen bitişi. Dokunulmazlık otomatik geçti böylece. Bu minvalde her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için geçerli. Senin hatan zamanında elini çabuk tutmamış olman. O kadar. Sonrası kadro uyuşmazlığı, çok büyük çaplı zihniyet uyuşmazlığı. İkimiz için değildi, Türkiye versus bir şey. Entelektüel diye köylü yetiştiren bir milletten söz ediyoruz. Cihangir de göreceksin. Ezberlenmiş hayatları yaşayanlar. Ben üzülmüyorum. Çocuk yetiştirmek güzel bir şey olmalı, sorumluluğunu almak. Ama biyolojik arzularım yok, yoktu da. Çünkü böyle bir güç arzum yoktu. Sultan adayı yetiştirmek gibi. Ben böyle yetiştirilmedim. Annem beni kendi hayatımı yaşamam için yetiştirdi. En azından oyunu böyleydi, ben de bu oyunu yuttum. Aptal müribbiyeden bozma psikologlara ezber hayatlar yaşasınlar diye boşa para harcamak harcatmak için değil. O kadınlara çok öfkeliyim. Bir evren dolusu öfkeliyim. Sadece aptal kadınlar oldukları için. En büyük kazığı babam yedi tabii.

Göreceksin, benden hiçbir çıkarın yok. Maddi demiyorum, materyal diyorum. Bir iyiliğim oldu. Bastırıla bastırıla psikopata bağlamış tarih artezyen kuyusundan patlaya patlaya fışkırdı. Bu konuda başarılıyım. O da kısa vadede Turancıların işine yaradı tabii. Uzun vadede umarım çok zarar görmezler. Sanmıyorum ama. Tabii bir akıllanamama sendromu yaşıyorlar. Yok, ümmetçilik farklı bir şey. Çok farklı. (Sen de çok büyük fedakarlıklara girme, yapacak bir şey yok çünkü) Biraz Amerikan Rüyası modeline yakındır. Zaten öyle de oldu. Konstantinopolis ekonomisinin New York ekonomisinden tek farkı kadınları. Bu tip kadın yetiştirecek bir dil yok çünkü. Bir Kuzey-Güney çatışmasının yapısal olarak kurulmasına imkan yok bu memlekette. Kadının yapısı belli. Maksimum Ayşe Arman, hadi hadi Duygu Asena. Karakter yapısı bu. Roma'nın belediye başkanı kadın, bizimkiler hala buralarda. Neyse beni de çok ilgilendirmiyor. Biz demenin anlamsızlığı. Neyin bizi?

Her neyse. Hala geyik çeviriyorum. Seninle iki geyik atmaya doyamadım. Bu koşullarda bile. Her neyse. minimum konuşan ve geyik çevirmeyi seven biri olarak zorunlu sonuç. Bakalım. Bu ülke ben "Bir bakın kendinize bakın" dedikçe benden nefret etti, ama olsun. Zaten onların "lideri" falan olmak gibi bir niyetim yoktu. Kırılamayacağım. Fakat sokakta acayip bir Uzak Doğu şiddeti örgütlenmeye başlıyor. Gerçi Polizeistaat, çok endişelenmemek lazım. Her neyse! Bir noktadan sonra herkesle geyik çeviriyorum, bunun da adresi ne anlama geldiği belli. Öyle bir "namus" kompleksim yok, sadece kapitalizmi, patriyarkayı çok iyi tanıyorum o kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder