Öyküler

15 Temmuz 2016 Cuma

Ertesi gün

Canınız sıkılmıştır. Lisede birlikte tiyatro kolunda oynadığınız kankanız partizan olmuş. Havadis sevimsiz. Üniversiteye giden ağır manik depresif bir kız arkadaşı vardı. O zamanlar. Büyük sır tabii. Demuazel sayılırdı. Emekten emekçiden bahseder olmuş herifçioğlu. Aynı masallarla, hikayelerle büyütüldünüz oysa. Aynı domuz (domus) aynı samanlık. Ezbere hikayeler. Bir yandan Ciao Bella okuyor, bir yandan Ortodoks Marxistim diyor. Kız da bir tuhaf. Havalara bakıp duruyor. Derdi ne belli değil. Tehlikeli tipler. Oğlan da her kalıba giriyor. Biz de böyleyiz ama. Tek emek onun emeği değil ki! Biz de tiyatroya gönül vermişiz. Bizim işimiz de palyaçoluk. Kala kala elimize Damat Ferit tiratları tutturuluyor. Oysa bu Rönesansları biz her devirde ezbere biliriz. Şu tiradı çalışmam lazım daha. Seneye neler oynayabiliriz? Bir yandan onlara bakıyorum. Pirandello nasıl olur diye bakıyorum. Biraz biraz. Bazı bazı. Herifçioğlu her sendika toplantısında konuşma yapıyor. Daha dün mahallenin papazı rolünde bizim tespihlerin haçına abanıp ne namus tiratları atıyordu. Şu hallere bak! Ortodoks Marxistmiş! Bizim kapı kilidi sektörünü batıracak ortalarda konuştukça. Sendika tiratçısı. Eniştesi ne kadar fabrika varsa kırmızı şerit kesti. Kendisi gecede galon şarap üstü viski tüketti. Hala ne havalar! Bize de kala kala bu Damat Ferit tipi kaldı. Dramaturg olduğumuzu söylemeye utanır olduk. Şu kız da büyümüş iyice şahbaz olmuş. Saçlar bir tip. Eskiden minilerden geçilmiyordu, şimdi tulum giyiyor. Hala havalara bakıp kendi kendine sırıtıyor. Vardır aklında bir şeyler! Sevmem böyle ukala, çok bilmiş, kendini beğenmiş kızları. Biz de zevzeği oynuyoruz da! Sorumluluk sahibi adamız. Genç yaşımızda sırtımızda bin bir yük. Timsahlara meze oluyoruz. Partizanmış! Küçük burjuva Giovanni'nin mamasına derler canım! Görüşeceğiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder