Öyküler

6 Temmuz 2016 Çarşamba

havadan sudan II (06.07. 2016)

İnsanın kendini sorgulamaya vakit bulması güzel şey. Belki de tam en gerektiği zamanda haberleri analiz etme kabiliyetimin ortadan kalkması bu yüzden. Kendimi sorgulamam lazım. Şimdi düşündüğümde benim düşünce kaynaklarımın beslendiği mıntıkalar (tam olarak taban diyemiyorum, çünkü bu emeği vermedim) aslında hep çok dar oldu. Belki de tam bu yüzden bu tıkanmalar yaşandı. Ben geniş bir kitleye değil, tam tersine sesi bastırılan küçük toplumsal dilimlere ulaşmaya çalıştım. Uzlaşma noktalarına varmaya çalıştığımda da son kertede bunların gerçekdışı olduğuna karar verdim. (Laiklik gibi, bir arada tutmaya değil, bir arada tutmak için bastırmaya yaradığı çok geç de olsa kafama dank diye düştükten sonra). Uzun uzun yazılacak meseleler. Sanıyorum hayal kırıklığı yaşamama sebebim bu. Çoğunluğa hitap etsem çökmüş olurdum. Üç dört mıntıkada, birbiriyle çok kolay bütünleşmeyen demografik azınlık dilimlere ulaşmaya çalıştım ve kendimin de iflah olmaz bir demografik, sosyo-politik bir azınlık olduğunu keşfettim. Üst yapısal olarak en çok ezilen kesimlere. Bilinçli bir tercih de değildi. Sadece altyapım o yöndeydi. Ben de altyapıma göre hareket ettim. Biraz da (hatta oldukça fütursuzca) geleceği düşünmeden.

Bugün gelinen noktalar benim emeklerime (yine de emek denilebilir, o kadar da kuramsal değil) karşı tersine bir akış mı? Bir yandan evet. Ne umdum ne buldum? Fakat bir yandan da peşinden gidilmesi,  bırakılmaması... Bir yandan pes edesim ve gidesim var. Sırf pes etmek de değil, yeni bir hayat arzusu belki. Buraları çok çürüdü. Bir noktadan sonra tam da yukarıdaki sebeplerden. Bu sistem beni asimile etmeye çalışırken bir yandan da iyi kötü bana direnen bir şey haline geldi. Hesaplaşamayan, ama kafa tutan. Her neyse, biraz daha vaktim var bunları yazmaya. İyice düşünürüm.

Benim için en önemli keşif, oldukça geç bir yaştan itibaren sınıf politikasını keşfetmek oldu. Sınıfın ölmeyeceğini, insan var oldukça var olmaya devam edecek olduğunu görebilmek benim için bu yolculuğun en önemli kazanımlarından biridir. Daha önce cevabı hep metafizikte ararken maneviyatın şekillendirdiği tüm etnisite akışlarının belli sınıfsal yapılar içerisinde gerçekleştiğini, tersinin mümkün olmadığını somut biçimde görebilmek bir şanstı. Bununla ilgili, anarşist denilebilecek belli hamleler dışında etkin bir adımım henüz olmadı. Sınıf politikası liberal feminizmin çürüdüğü noktada patlak veriyor her şeyden önce. Liberal feminizmin 'önce bir parça stokta bırak, sonra pahalıya satarsın' felsefesinin yerine, sınırlarını kaybetmiş arzu felsefesine içkin kapitalizme karşı dolayımlı bir dil kuruyor. Sömürünün kaynağı arzudur. Kapitalizmi aşmıyor, ama kapitalizme direnen bir dil olanağı yaratıyor. Neyse! Bir Yahudi-Hıristiyanlık iki henüz kuramsal da olsa sınıf, bunlar hakkında düşünecek vaktim var mı? Olmayabilir. Yeterince de düşündüm. Bilmem ki! Hayat!

Aslında sistemin beni oturttuğu yer hem çok doğal hem çok abestir. Sadece ve sadece stokta kaldığım için patlamış bir enerji, kimin olsa aynısı başına gelirdi. "Eğitim" meselesi de zorunlu sonuçtur. Siz "eğitim" görmeseniz stokta zor kalırsınız. Stokta kalabilmenizin sebebi "eğitim" görmüş olmanızdır. Yani bu yaşa kadar gelebilmiş olmak "eğitimin" zorunlu sonucudur, yoksa imkansız. Bu "terör" eğitimi bile olabilir, ama "terör" eğitimi bu kadar uzun sürmez. Aslında "Ne yapmalı?" sorusundan çok "Nasıl yapmalı?" sorusunun havada asılı kaldığı nokta. Kitle yok, kalabalıklar yok. Çok doğal. Adam senin tarafını tutmuyorsa, niye senin tarafını tutsun? Belki de batmak üzeresin. O da bir gamsızlık kapısı şimdilik. Belki çok kişi batıyor. Birçok kurumsal yapı. Belki de batmıyor. Gelecek ümidi çok az. En azından kendime baktığımda. Hayatta kalmanın üstünde bir ümidim kalmamış. Gelecek hayalim yok. Sadece kendimi diretiyorum. Ne yapacağım? Belli değil. (Beklenen şey belli, hala, onun da denklemi açık.) Fiyatımın düşmesi beni kırmak yerine mutlu ediyor, çünkü karşılığında gelecek bağın daha insani ya da benim kaldırabileceğim bir akit olabileceği ümidini taşıyorum. Benden çok basit bir şey bekleniyor. Beklenmeyen şeyler de bu satırlar.  Hayal kırıklığı bile tecrübe etmiyorum. Sadece birkaç ay önceki gibi yazıyorum. Nereye kadar giderse!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder