Öyküler

7 Temmuz 2016 Perşembe

havadan sudan II (07.07.2016)

Anneme matrak bir soru sordum: "anne ben öldüm mü?" Olabilir. Mümkündür. Ölebilirim ve haberim olmayabilir. Galiba daha ölmemişim. Mantıklı. Şu an mutlu olduğumu söyleyebilirim. Rahatladım. O gereksiz ilgi üstümden kalkınca rahatladım. Gerçi bu dönemde hayata dair sorduğum birçok sorunun da cevabını aldım. Beni mutsuz eden şeyin köküne inebildim. Başka türlü asla hesaplaşamayabilirdim. Böyle olmak zorundayım, çünkü ekonomik sisteme entegre olmamı gerektirecek hiçbir şey yapmamışım. Bu yüzden, herkes benden bir şeyler saklamış. Sonra bu durum iyice şişmiş. Komik de bir yandan. Acıklı da aslında. Annem niye böyle bir şey yaptı, ben niye annemin tasarladığı insan olarak bu kadar tuhaf bir yaratık şekline girdim? Şu anki ekonomi için gerçekten çok yaşlıyım. Bu çok ciddi bir problem. Ekonomiye entegre olmam imkansız. Yaşlanmam da... Sistem yaşlanmama izin vermeyecek. Veremez de. Sürekli o dili konuşmayan insan olacağım, nitelikli insan filan değil. Aldığım eğitim boşuna.

Boşu boşuna okumuşum. Belki de öyle. Ölüyüm. Senelerdir ölüyüm, yaşamıyorum. Para kazanıp kazandığının sekizde birini harcayamayan, harcamalarının da en az yüzde 51'i beyhude olan bir homo economicus'tan bahsediyoruz. Ben onun tamamen dışına düşmüş bir şeyim. Düşüncelerim de keza öyle. Zaten bu tip bir homo economicus'un düşünceyle işi az. Aslında arada tenezzül edip kitap yazan, dergi çıkaran insanlar var. Ben onlardan da olmadım. Ben kendimi daha çok sapkın olarak görüyorum. Zaten otuz bircilik cinsi sapkınlıktır. Sisten zoofili kabul eder otuz birciden nefret eder. O hınçla, halkın bana duyduğu derin nefretle şimdiye kadar başa çıktım. Halk ve arkadaşım geçinmiş olan bir avuç insanın benden nefret etmiş olması bugün beni kırmıyor. Sonuçta hepsi bir hesap makinesine indirgeyebileceğim dolandırıcılar.  Burada kötü olan, talihsiz olan, benim de ağır dolandırıcı olmam. Farkında olmadan. Reddetmek dolandırmak demek. Otomatik.

Ben nerede hata yaptım? Tam da bu dolandırma kısmı esas hatadır. Daha doğrusu tersi hiçbir şey yapamazdım. Türklüğe de bağlamıyorum sonuçları. Ne kadar inkar edersem edeyim savaş koşulları doğdu. Savaş koşullarında diplomasi yoktur. Ben gelecekse arkadaş gelsin istedim, gelebilecek en son şey arkadaştı. Barbardım, hala barbarım, zorla medeniyet şırınga etmeye çalıştılar. Nasıl? Barbarca. İronik bir durum. Medeniyet dedikleri senin ganimet olarak tespit edilmendi. Aman ne ganimet! Pörsümüş ganimet. Zaten sana hasta derlerdi sırf sen kendin olduğun için hatırlasana!

Neyse. Daha çok yazmak istiyorum. Bugün Emre Kongar sosyopatlarla ilgili yazı yazmış. Resmen hedef gösterme. "Asla aşık olmazlar, sevmezler, çok şiirseldirler." Bu ne? Sevmiyorsan nasıl şiirsel olabilirsin ki? Neyse. Benim de hezeyanlarım bayağı dindi bu gereksiz ilgiden kurtulunca. Neredeyse kendi kendimle baş başa kaldım. Ben bir yandan çok zor durumdayım, ama hayat kimseye bedava değil. Ailem dışında kimseyle sosyal hayatım yok, eski arkadaşlarımla görüşemiyorum. Gerçi bu sevimsiz ilgi bittikten sonra... O zaman da fikirlerimi beğenmedikleri için görüşmeyebilirler. Kimse kırılacak havada değil. Herkes ölümünü bekliyor. Genellikle ruh ölümünü. Çok şey oldu. Bunun bir kısmı benim görüşlerimden kaynaklanıyor. Görüşlerim değişmedi. Gelişebilir, ama o kadar. Hıristiyanlık, özelinde model olarak Yahudi-Hıristiyanlık, demografik olarak gelişememeye belki de mahkumdu. Özellikle Yahudi ile Hıristiyan'ın çok kolay karşı karşıya gelebildiği, çünkü toprakların Yahudiliğinin Müslümanlıkla çok iç içe geçmiş olması... O zaman da biliyordum. Çok az nüfus, bir noktadan sonra olumlu etkileşime de açık değil, sonuçta üretilen kültür (Sünni-Türk ya da Neo-Osmanlı fark etmez) için bir devrim demek. Kültürün ters tepkisi şaşırtıcı bir sonuç değil. 5-6 ay direnebilmesi mucize. Bir yandan da pes etmeme yollarını arıyorum. Bir zorluk olursa da sorumlu olduğum odakların yanında olmayı. Ama etno-genetik dikiş atmak bunun yolu değildi. Gerçekten. Kimseyi kurtaramazdım, gariban adam kazık yediğiyle kalırdı. Bu çok önemli değil benim için. Oysa genelde en önemli şey bu. Biyoiktidarın güç alanının dışında kalmak. Şimdilik önemsemesem.

"Türkiye'ye özel bir durum değil. Halk her zaman böyledir." Bunları söylerken samimiydim. Biyoiktidar halkı her zaman bu şekilde kullanır. Genel ahlak karşıtlarını bile. Kullandı da. Ben devam ederim. Birkaç madde halinde yazılacak kısa metinler var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder