Öyküler

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Schreber'e 04.07.2016

Bak. Aslında çok şey beklemiyorum. Pek bir şey de beklemiyorum. Soğukkanlı olman o kadar. Benim için şunu yap, bunu yap da demiyorum. Sadece şunları yapma diyorum, sen de yapıyorsun. O kadar büyük bir güç değilsiniz. Beyniniz basit çalışıyor. Hepimizinki basit çalışıyor. Ben annemin kurbanıyım. Sapık olarak yetiştirmiş, sapkın bir insan olarak size bakıyorum ve hiçbir şey anlamıyorum. Çok büyük bir hamle yaptım ve daha şimdiden çok üzgünüm. Dünya gezegenini mahvetmek dışında bir arzusu olmayan iki büyük devlet yan yana geldi şimdi. Daha doğrusu bu yan yana oluş bayağı bir kristalize oldu. Bunu da sırf franbuazlı pasta diye şekerci çocuklara satılmayayım diye yapmıştım. Herkesin can havli kendine. Bir de komünizm zor gününde o kadar tatlı bir masal ki! Ben Stalinistim deyince o kadar rahatlıyorum ki! Oysa her şey boş, her şey yalan! Her şey koskoca bir yalan! Ben de sana sığınıyorum ne yapayım? Başka teselli pek yok çünkü. Dünya güzel bir yer değil, sadece hayatı zorla seviyorsun nefes aldığın için. Çirkin ve adaletsiz bir dünya. Dünyanın adaleti sınırsız plastik başka da bir şey değil. Rus kadınlarının dövüldüğünü ben kendi gözümle gördüm. Böyle bir yer dünya. Şimdi Rus kadınlarını döven, kendi eğitimi de o kadının beşte biri etmeyen adam geliyor makro-ekonomi sıçıyor! Git sen "mülteciler" için kanunlarını düzenle.

Senin taktikler basit, ama onlar da çürüyor. Zira benim sana gösterebileceğim daha büyük bir sevgi yok. Son sınırını sadece bireysel olarak sevmediğim birinden kurtulmak için fevri bir harekette bulununca gösterdim. Yani sadece kendimi düşünmüştüm. Sen hoş bir adamsın ama. Yani seni kaybetmek istemiyorum. Gerçekten istemiyorum. Günün birinde görüşebileceğime dair ümidim çok olmasa da, dünya algımız bazen ciddi farklar gösterse de hala küçük bir ümit taşıyorum. O ümit de olmasa hayat çok kolay çekilebilen bir şey değil. Yani zaten beni hayata bağlayarak büyük bir iyilik ediyorsun. Gerisi teferruat. Sana da ulaşıyor mu bunlar? Yine her önüne gelen okuyor mu? Bilmiyorum. Sana bireysel olarak yazdığımı düşününce rahatlıyorum. Becerebilsem ben sana ulaşacağım da nerede bulacağımı bilmiyorum. Face de gidince her türlü iletişim ortamı ortadan kalktı. Bilmiyorum. Bir noktadan sonra nasıl ulaşacağımı ben bilmiyorum. Hayat çok basit ve çirkin. Oysa yalanı bol olduğu için karmaşık gibi görünüyor. Oysa herkes ama herkes çok basit. Ben de en az zararlı iş sözleşmesi peşindeyim, öyle bir şey yok. Aşırı zararına iş sözleşmeleri dışında bu dünyanın benden beklediği bir şey yok zaten. Yaş yakında 37. 37 yaşından sonra hem 7/24 şirin şirin genel ahlak orospuluğu yap, hem arka planda en ağır BDS'çi sen ol, hem "kutsal" anne ol en az üç çocuk, hem bizi "yönet" hem yönetme... Uzadıkça uzuyor. Bir iyi iş sözleşmesi de yok. Aşık da olma sakın ha! Ama aşıkmış gibi de görün bize iki dönem dizilik senaryo çıksın. Aşık olmayı ben de istememiştim şahsen. Dengesizleşmesek olmazdım da. Diyalog olmayınca doğal. Bunun adı aşk olmamalı ama dengesiz işte. Dengesizleşmesi için de ellerinden geleni ardına koymuyorlar. "Benimle uzaktan yazışacağına gelsene" desen, nereye geleyim af edersin? Ne çirkin bir hayat. Sadece mutsuzlaştırmak dışında bir entelekheia'sı yok. Fedakarlıkta bulununca da aptal ve berbat bir ceza hukuku dışında bir şey görmüyor insan. Sen de benden çok çektin. Külfet resmen. Hiçbir ödülü kalmamış bir ödül-ceza sistemi içerisinde en az zarar hesabı yapmak abestir. Bu yüzden ben de senin hatıranla avunmayı tercih ettim. Politik nosyonlarımızın çok farklı olması o kadar doğal ki. Sen beni kaçırırsan çok zor bir durumda kalacaksın, ben burada kalırsam ölümle tehdit

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder