Öyküler

3 Temmuz 2016 Pazar

Schreber'e 3.07.2016

Evet. Ne demiştim? Artık iki cümleden fazla yazdırmıyor editörler. Facebook da gitti. Ne yapayım? Ben de domates ekerim belki. Neyse tatil demiştim. Şirin kasaba konsepti. Birkaç fotoğraf çekmiştim, yayınlar mıyım bilmiyorum. Değişik bir yer aslında. Bir meyhanesi pre-fast food idi. Gerçekten. Teknolojiyi geliştirmişler. Zeytinyağı, zeytini, her şey birbiriyle ilintili. Binalar güzeldi aslında ama, ... Tarihsiz bir mekan gibiydi. Tarihsiz bir mekan havasında gezdiğim için isteksizim. O şirin kasaba konsepti o kadar insanın burnuna sokuluyor ki insan mimariye bir süre sonra dikkat etmemeye başlıyor. Altı dolmuyor çünkü. Acısı yok. Ömrünün sonuna terk edilmiş binalar ama köhnenin acısı yok.

Yaptığım şeye inanamayacaksın. Beyaz Oda diye bir şey hazırlamışlar. Güzel bembeyaz işlemeleri olan yastıklar, örtüler filan .İki de pembe yastık koyup pembe - beyaz konsept yapmışlar. Fi tarihinde eski bir lise arkadaşımın annesi rüyamda seni pembe gelinlikle gördüm diye cicişlik etmişti. Milyar yıl sonra ne olduğunu anladığımda öfkeden küpe dönmüştüm. Bu anımı hatırlayıp yastıkların üstünü tükenmez kalemle çizdim ve öyle gittim. Şımarıklık tabii. Bu kadar zoraki şirinliğe bir yerden sızıntı yapıyor. Ama değişik bir yer. Şöyle ki gündüz şirin kasaba, gece trafik çok yoğun. Gece zor uyudum. Bodrum olmasa da, hadi Marmaris olmasa da bayağı bir yoğun. İçki içmediğiniz için eleştiriye maruz kalabiliyorsunuz. İçki içerek mi baş kaldıracağım, sanmıyorum.

Daha komiği ama. İftara yakın gittik, bir iftar topu patladı. Booooooooom!!! Ben çok beğendim. Böyle şeylerin bağımlısı olmak kötü. Küçük Amerika demek. Resmen. Her gün katlana katlana artan şiddet. Geri dönüşü de yok artık. Neyse. Boooom!!! demişken, ben oldukça basit bir bilanço çıkarmıştım. İç borç konusunda özgüvenliyim, ama o kadar. Çok basit bir hesap pusulası ya da fatura. Sonuçta ben bir şeyleri sana gösterebilmek için gücümü sonuna kadar kullandım. Onun ötesinde bir gücüm yok. Görmek ya da anlamak zorunda değilsin. Yine de söylerim. Bir iki de matrak adam vardı, geyik çevirdik. Her neyse! Aslında başka anlatacağım şeyler de var, ama... Benden beklenmeyecek kadar yumuşak kalpli satırlar dökesim geliyor. İçimden geliyor. Pişmanlık değil. Zaten seni eleştirdiğim yer belli. Zamanında uzatmayacaktın. O zamanlar dengeliydik de. Belki senin de çaren yoktu, ama o zaman da geri dönmeyecektin. Düşünsene absürdlüğü. Absürd. Onun dışında pek bir şey demiyorum. Aaa, Bingöl Hikayeleri diye bir öykü kitabı okuyorum. Bazı şeyleri fark ettim de daha düne kadar anlamıyordum bile. Taktikleri bilmemek. Bir de herkesi çok iyi tanır geçinirim. Öfkem gitmese de hırçınlığım biraz azaldı. Bir de bunlar tamamen makro-ekonomik sisteme karşı, sana özel bir faillik atfetmiyorum. Kim olsa aynı saldırganlık çıkacaktı. Sana faillik atfettiğim şey belli. Söyledim demin. Her neyse... Sonuçta sen de olmasan konuşacağım kişi yok pek. Bir de bu var. Bu zırva kamusal alan-özel alan dikotomisi vardır ya. "Özel alan" dedikleri bir alanda konuşabileceğim başka kimse yok. Ne dediğimi herkes görse de. Bir de iki gün bilgisayar kullanmadım memleketi yine beton çölüne çevirmiş halkım.
Sanıyorum böyle böyle romantik ve estetik biçimde kitlesel olarak intihar ediyoruz! Dahiyane! Doğru kim çözüm istiyor ki!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder