Öyküler

14 Temmuz 2016 Perşembe

yine öylesine

Şu an yazmak istemiyorum. Bir şey okumak da istemiyorum. Kimse benim kadar edebiyattan soğuyamaz. Elime ne zaman bir öykü kitabı vesaire alsam çöpe atasım geliyor. Oysa çok okurum. Edebiyat. Öykü, roman, severim yani. Gazete de matbu gazeteye geçmiştim. Politbüroda pinekleye pinekleye bir hal olmuştum. Pineklesem yine iyi, işgüzarca çalışıyordum. Özeleştirimi de verdim. Daha doğrusu kendi kendime özeleştiri yaptım. Sosyalleşememeye devam ediyorum, ama şikayetçi de değilim genelde. Azıcık sosyalleşme emaresi göstersem yakın takip. Çok yakın takip. Sıkılmıyorum, sadece havalara girmemeye çalışıyorum ki zor değil. Nasılsa vakit geçti, alıştım artık.

Ben de bütün gün boş boş yürüyorum. Yoldaşlarımın batırdığı kitabımı nasıl çıkaracağımı düşünüyorum. Kitabımı bitirmeyi planlıyorum, yürüyorum ve gün bitiyor. Bazen de uzun uzun birkaç matbu gazete okuyorum. Bazen de okuyasım gelmiyor. Yürümem bile göze batıyor. Şu hayatta bazen insanlar yürüdüğünüz için size sinir olur. Sadece yürüdüğünüz için. Sularından, ekmeklerinden damla çalmadığınız için sizden nefret ederler. Zira bilirler ki aslında onlardan daha yaşlısınız. İhtiyarlığınızı çekemezler. Siz çekersiniz ama. Zamanın ağır akmasını çekebilecek kadar yaşamışsınızdır. Pek sürprizi kalmamıştır hayatın. Annenizle babanızı da uğurladıktan sonra bir başınıza bu kadar karmaşık bir hayatta ne yapacağınızı, tek başınıza ne yapacağınızı endişeyle düşünür bir çıkış yolu ararsınız. Şu an o endişe de yok. Kaçar gidersiniz vaktiniz gelince. Bir yolunu bulursunuz.

Bazen başka endişelerim de oluyor. Şu an R.E.M. Everybody Hurts çalıyor. Ben çok severim. Normalde ağır müzik dinlemiyorum. Biraz coşkusu olması lazım benim için müziğin. Ama bu şarkı o kırgınlığı çok iyi verir. Söylemek istediği şeyin duygusunu çok iyi verir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder